25 Temmuz 2014 Cuma

Nar Çekirdeği Yağı, Yaşlılığı Tersine Çeviriyor...





Nar Çekirdeği Yağı

Geçmişten günümüze kadar bolluğun ve bereketin simgesi olan nar meyvası'nın latince ismi "Punica granatum" ve kabaca Fenike elması anlamına geliyor, kuraklığa dayanıklı bir tür olarak kurak iklimlerde, Akdeniz coğrafyasında, Güneydoğu Asya ve Tropikal Afrika’da yetişiyor. Günümüzde üretimi en çok İran, Hindistan ve Türkiye’de yapılmakta.

18. Yüzyılda Amerika’ya gelen nar 2000’li yıllarda ticari bir ürün olarak rağbet görmeye başlamıştır. Ayrıca Antalya’da bulunan Side ve İspanya’da bulunan Granada adlarını bu meyveden almıştır. 

Antik Yunan`dan, semavi dinlerin sonuncusu olan İslamiyet'e kadar tüm yaşayan ve yok olmuş inanış ve toplumsal kültürlerde 'Nar', yüz yıllardır bolluk, bereket ve doğurganlıkla iç içe anılıyor ve 'Nar tohumu', kutsal kitap metinleri içinde de geçiyor.

Zengin bir C vitamini kaynağı olduğu gibi ayrıca B vitamini ve potasyum da içerir. Nar ve ürünlerinin kalp sağlığı ve kanser araştırmalarında tedavi edici özellikleri tıp ve bilimsel alanda ortaya konmuştur.

Yüksek oranda E vitamini içeren nar çekirdeği yağı, "yaşlılığı tersine çeviren yağ" olarak tanımlanıyor, cilt kanserine karşı  ‘güvenli’ ve etkili koruyucu ajan olarak biliniyor.

Nar Çekirdeği yağı, yapısında, antioksidan özellikteki polifenoller, yüksek oranda E Vitamini, üç çift bağ konjuge yağ asitlerini (CLA ) bulunduran ender bitkisel kökenli yağlardandır.
Nar çekirdeği yağı dermatolojik kullanımlar  için  botanik bazlı bir kozmetik olarak tanımlanmakta. E vitamini ve polifenol içeriğinin zengin oluşu nedeni ile, doğrudan cilt bakımında rahatlıkla kullanılabiliyor.

Farklı bir güzellik iksiri olan  nar çekirdeği  yağı,  bakımsızlık, yaş ve hava etkilerinden dolayı bazı maddeleri kaybetmiş ve yıpranmış  ciltler için “acil çözüm” olarak görülmektedir. 

Nar çekirdeği yağı, bu ciltlerin onarımı, beslenmesi, nemlendirilmesi  ve cildin elastikiyetinin geliştirilmesinde olağanüstü sonuçlar verebilmekte.

Soğuk sıkma yöntemiyle ve yüzde yüz doğal ortamda üretilmiş meyveden elde edilmişse, cildin ihtiyacı olan maddeleri takviye ettiği gibi cildi yenileme etkisi de gösteriyor. Bu özelliğinden ötürü çok kullanılan Nar Çekirdeği Yağı cildi serbest radikallere karşı koruyarak cilt dokusunun daha pırıltılı ve elastik görünmesine katkıda bulunmakta.

Avucunuza damlattığınız 3, 4 damla nar çekirdeği nemli cildinize -yüz, boyun, tüm beden- akşamları hafif masaj yaparak sürebilirsiniz.


Soğuk sıkım nar çekirdeği yağımız için tıklayın >>>

22 Temmuz 2014 Salı

Yedi erkekten dört kadın sürekli hamiledir, üç bileşik çocuk sürekli doğmaktadır




Bu yazımız anasır-ı erbaa denilen dört element ve yaratılış üzerine eski alimlerden Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın Marifetname aslı eserinden bir alıntıdır.


Ey aziz, malum olsun ki, filozoflar demişlerdir ki: 

Oluşum ve bozuşum âlemi içinde meydana gelen atmosfer ve üç bileşik, yüksek babaların aşağı analarda bulunan tesirlerinin neticesidir. 


Yani ay feleğinin içinde vücuda gelen bileşik cisimlerin tamı ve tam olmayanı, bütün yedi gezegen yıldızın dört unsurda olan tesirlerinden hâsıldır. Yedi gezegen ise, gece gündüz, Hak'kın emrine itaatkâr ve boyun eğicidir. Hepsi onun güç ve kuvveti ile hareketli ve tesirlidir.

Nitekim Nazm-ı Kerim'inde buyurmuştur: "Güneşi, ayı ve yıldızları, Allah, emrine bağlı kıldı. dikkat ediniz ki, hem yaratmak hem de emretmek ona mahsustur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne kadar yücedir."(7/54)

BEYT

Çün yedi erden müdam hâmiledir çâr-zen
Tıfl-ı mevâlid hem doğmadadır dembedem


(Yedi erkekten dört kadın sürekli hamiledir. Üç bileşik çocuk sürekli doğmaktadır.)

Dört unsur ki, ateş, su, hava ve topraktır. Bu dördün birbiri ile kaynaşıp birleşmesinden meydana gelen tam bileşik cisimlerin, yani üç bileşiğin birincisi maden cinsidir ki, taş nevileri dahi ondandır. Başlangıçta dumanlar ve buharlar, unsurlara geçer ve değişir. Ama dumanlar yerin incelikleridir ki, güneşin ısıtması ile havaya yükselir, onunla karışır. Buharlar, nehir ve deniz sularının incelikleridir ki, yine güneşin ısıtması ile havaya çıkıp onunla karışır. Buhar ve dumandan yarı bileşikler oluşur ki, yukarıda açıklanan atmosferdir. Suların özleri karlar ve yağmurlardır ki, yerin karnına çekildiğinde, orada toprak parçaları ile karışarak koyulaşır. Bundan sonra yerin derinliğine sirayet eden güneşin harareti o koyulaşan özleri kaynatarak maden, bitki ve hayan maddesi eder. Bu üç bileşik ancak birbirine şaşırtıcı bir tertiple, lâtif nizamla suret bulmuştur. Bütün bunları yapın, zalimlerin söylediklerinden yüce olan, Allah'dır.

Bu kâinatın ilk mertebeleri kesif topraktır. Son mertebeleri temiz nefstir ki, gayet lâtiftir. Zira ki madenlerin evveli toprak ve suya, sonu bitkiye bitişiktir. Bitkileri nevveli madene ve sonu hayvana bitişiktir. Hayvanların evveli bitkiye ve sonu insana bitişiktir. İnsanî nefislerin evveli hayvan ve sonu melekî temiz nefislere ulaşır. Olgunluğu ancak onda hâsıldır.

NAZM

Bu kâinat-ı cihan hep tebeddül eyler ümîd
Semadan arza dek ve zerrelerle tâ hurşîd
Cihan kevn ve fesâd içre cümle rağbetle
Kemalini talib eyler mürebbiden cavid
Kemal-i hak nebat ve kemal-i hayvandır
Kemal-i hayvan insandır oldur asl-ı nüvîd
Kemal-i âde olur hem visâl-i aşk-ı cemil
Ki oldur asl-ı muradât gayet-i her ümid
Çü bahr-i mevc olur ondan buhar ve gıym ve matar
Matar ki sel olur aslın bulur garib ve bayid
Çü aşk seyreder eşyayı devreder daim
Her anda kevn ve fesad oldu başka halk-ı cedîd
O ki cihanı bu hikmetle seyreder Hakkı
Ol ehl-i dildir o vası-i dil oldu arş-ı mecîd

(Bu cihan kâinatı ümit hep değiştirir; gökten yere dek zerrelerle ta güneşe. Hepsi, oluşum ve bozuşum cihanı içire rağbetle, daii Mürebbi'den kemalini ister. Toprağın kemali bitkidir, bitkinin kemali hayvandır, hayvanın kemali insandır; müjdenin aslı odur. İnsanın kemali, Celil'in aşkına ulaşmaktır ki odur muratların aslı ve her ümidin gayesi. Çünkü dalgalı deniz olur ve ondan buhar, bulut, yağmur ve ysel olur, aslını bulur ve uzak ve yakın. Aşk, eşyayı seyreder ve sürekli devreder. Oluşum ve bozuşum her anda yeni ve başka bir yaratılış oldu. Ey Hakkı! O ki, cihanı bu hikmetle seyreder; o, gönül ehlidir.O geniş gönül, Mecid'in arşı oldu.)


Kaynak; Erzurumlu İbrahim Hakkı hz. - Marifetname

20 Temmuz 2014 Pazar

Almanya'nın İlk Beslenme Uzmanından Sağlıklı Beslenme Öğütleri


01.07.2014_saglikli_beslenme
Çeviren: Sümeyra Merve Kılınç (sadehayat.com)
Orta Çağda Sağlık ve Beslenme: Hildegard von Bingen

Aziz Hildegard von Bingen, 1098-1179 yılları arasında Almanya’da yaşadı. Din, bilim ve tıp alanında eserler kaleme aldı ve hayatı boyunca insanlara yardım etti. Özellikle sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda çalışan Bingen’in tıbbi bitkiler üzerine de eserleri bulunmaktadır.
sağlıklı beslenme
Sağlıklı Bir Hayat için von Bingen’den Öğütler:
  1. Ruhunuzu besleyin.
    • İnançlarınıza ve dininize uygun bir hayat sürün,
    • Yeteneklerinizi geliştirin,
    • Tembel olmayın.
  2. Arınma yöntemlerini düzenli şekilde uygulayın. Kan alma tedavisi, pelinotu şerbeti kürü, oruç ve vücut temizlikleri uygulayın.
  3. Beden, ruh ve zihin sağlığınıza dikkat edin. 4 beden sıvısının (kan, safra, balgam ve sevda) dengeli olması önemlidir. Yanlış beslenme alışkanlıkları beden sıvılarınızın dengesini bozar.
  4. Amacınıza uygun ve elinizdekilerden “razı” bir hayat sürün.
  5. İyi niyetli ve pozitif düşünceli olun.
Sağlıklı Beslenme
Gıdalar “iyileştirici” etkilerine göre sınıflandırılırlar:
Sağlıklı yemekler: bakliyatlar, tereyağı, tatlı yer fıstığı, rezene, baharatlar, yulaf, zeytinyağlı ve sirkeli salata, bal, havuç, balkabağı, badem, turp, rafine edilmemiş şeker, kırmızı pancar, sirke ve pişmiş soğan.
Sağlıklı Etler: koyun, keçi, dana, kümes hayvanları, balık.
Sağlıklı Meyveler: Elma, pişmiş kayısı, böğürtlen, vişne, üzüm, hurma, ahududu, kuş üzümü, kızılcık, dur, pişmiş ayva, turunçgiller (portakal, mandalina, grayfurt)
Sağlıklı İçecekler:  Taze kahve, sulandırılmış meyve suyu, rezene suyu, kuşburnu çayı, adaçayı, keçi sütü.
Sağlıklı Baharatlar ve Bitkiler:  Nane, papatya, ısırganotu, su teresi, yılan otu kökü, pisilyum, havlıcan, sarımsak, lavanta, yabani kereviz, haşhaş, kimyon, muskat cevizi, karanfil, maydanoz, yabani kekik, adaçayı, solucan otu, civanperçemi, tarçın, meyan kökü.
Von Binger’e Göre Ne zaman ve Nasıl Yemeliyiz?
Midenizin ısınması ve hazım için uygun ortamın oluşması için ilk yemeğiniz sıcak yemek olmalı. Örneğin kahvaltınızda kızarmış tereyağlı tam buğday ekmeği ve sıcak rezene çayı veya taze kahve tüketebilirsiniz.
Uyanır uyanmaz yemek yememelisiniz.  Kahvaltı için en uygun vakit uyandıktan 2-3 saat sonrasıdır. Yalnızca hasta ve zayıf bünyeli kişiler güç kazanmak için daha erken kahvaltı yapabilirler.
Yemekten önce rezene tohumu çiğnemek hem hazmı kolaylaştırır, hem de nefesin güzel kokmasını sağlar.
Yemekle birlikte su içmeyin, çok ihtiyaç duyarsanız ölçülü içebilirsiniz.
Çiğ yemek vücuda zarar verebilir. Her gıdanın, tabiatına uygun ölçüde pişirilmesi ve hazım için uygun hale getirilmesi gerekir.
Van Bingen’in en kıymetli bulduğu gıdalar; kabuklu buğday, kestane, rezene ve nohuttur. “Kabuklu buğday sağlıklı beden, iyi bir kan ve mutlu bir yaşantı için esastır”der. Etin, ancak iyi ve sağlıklı beslenmiş, yaşlı olmayan hayvanlardan olunca hazıma uygun olduğunu belirtir. Dana tereyağı ve kaymağının tüketilebileceğini, ancak keçi sütü ve peyniri daha sağlıklı olduğunu söyler. Van Bingen zeytinyağını ilaç olarak görmüş, yemeklerde zeytinyağı yerine kabak çekirdeği veya Ayçiçek yağı önermiştir. (Elbette 1000’li yıllardaki ayçiçek yağları doğaldı!)
Kaynak: http://www.sadehayat.com/

http://purneva.com/